Saturday, March 30, 2013

Road Trip Yahut Bildigimiz Yolculuk Iste (1)


Road Trip Yahut Bildigimiz Yolculuk Iste (1)

Sonunda road-trip hayallerime kavusuyorum. Cesitli nedenlerle Denver-Boston road trip’i firsatini reddetmek durumunda kalmis olmamin acisini dindirecek, en azindan hafifletecek umidiyle “evet” diyorum arkadasin teklfine. Ilk plan Niagara Selaleleri, fakat son gun toplanip rotayi degistiriyoruz. Esasen son gece hala grup bile net degil. Zaten bu yolculugun temasi da “plansizlik”.

Son geceki toplantimizda kabaca da olsa bir rota belirledik: Pennsylvania, Connecticut ve Rhode Island. Tabii ki Rumsfeld’in dedigi gibi “known unkonwns, unknown unkowns” durumlari nedeniyle rotamizda sapmalar oldu.


1. Gun:

Sabah erken sayilabilecek bir vakitte yola ciktik ve ilk hedefimiz Boston’a yakin, Lenox kasabasiydi. Vurduk kendimizi ABD’nin meshur otobanlarina. Etrafta guzel manzaralar, donmus buyuk su birikintileri ve en sonunda da donmus bir gol gorduk, ki bu benim hayatimda gordugum en buyuk donmus su kutlesiydi. Donmus golu bulunca ustunde yurumemezlik etmedim tabii. Biraz cekinerek de olsa birkac adim attim, donmus gol ustunde yurudum demek icin.

Benzer manzaralar esliginde Lenox’a ulastik. Buranin ozelligi, Pulitzer odullu yazar Edith Wharton’un evinin, ev dediysem kocaman kosk, burada bulunmasi. Biz de gittik ziyaret ettik. Tabii kis oldugu icin ev kapaliydi. Kis olmasina kisti ama bahcesinin baharda ne kadar guzel olabilecegini bakinca anliyorsunuz. Bir sure “buraya baharda, yazda gelmek gerek” muhabbeti yaparak etrafta dolastiktan sonra bindik arabamiza ve yola koyulduk, istikametimizi Philadelphia olarak belirledik.

Edith Wharton'un mutevazi evi

New Jersey civarinda bir sure trafikle bogustuktan sonra bir yol ustu tesisinde mola verdik. Burada elektronik bir tarti buldum, ABD’de kilo verdim vermesine de hic tartilmadigim icin o ana kadar olayin vehametini gormemistim. Sinirlendim cikan rakama. Fakat tartinin marifetleri bununla sinirli degildi, kilomu soyledikten sonra “Here is your fortune word: Study more and be prosperous” buyurdu, guldum…

Burada internetten Philadelphia icin otel baktik fakat ne mumkun, uygun ve bos bir otel bulamadik. Neyse deyip yola koyulduk tekrar ve fakat Philadelphia’ya ulastigimizda da hala otel bulabilmis degildik. Arkadas yolda Atlantic City tabelasini gorup “Hadi Atlantic City’e gidip kumar oynayalim” dediginde nereden bilebilirdik ki gercekten oraya gitmek durumunda kalcagimizi. Hulasa, Philadelphia’da uygun bir otel bulamadik, Atlantic City’de de uygun fiyatli guzel oteller bulunca vurduk kendimizi Atlantic City yollarina. Takriben 1-1,5 saatlik yolculuktan sonra otelimize ulastik. Otel oldukca buyuk, alt kati kumar makinalariyla dolu kismen sasaali bir otel. Fakat henuz sezonu olmadigi icin cok hareketli degildi, ortalikta sadece yasli amcalar ve teyzeler disinda pek kimse yoktu. Biz de check in islemleri icin beklerken makinalar arasinda dolastik. Arkadaslar bir gecede tam uc dolarlarini (!) kumar illetine kaptirdilar. Kumar faslinin ardindan sabah erkenden bulusmak uzere odalarimiza dagildik. 

No comments:

Post a Comment