Road Trip Yahut Bildigimiz
Yolculuk Iste (2)
2. Gun
Sabah Philadelphia’ya
trenle gitme imkanlarini arastirdik fakat makul olmadigina kanaat getirip
otelden ciktik. Once “boardwalk” dedikleri kisimda bir sure yuruduk. Bu oldukca
eski, deniz kiyisinda tahta doseli bir yol. Tabii yine kis oldugu icin boardwalk
uzerindeki mini lunapark, bufe, vs gibi buraya hareket getiren seyler kapaliydi.
Yuruyus sonrasinda bindik arabamiza ve ver elini Philadelphia. ABD
bagimsizliginin onemli merkezlerinden birisi olmasi acisindan gorulmesi gereken
bir yer imis burasi.
Gorulmesi gerekenler
olarak Inedependence Hall, Liberty Bell, Reading Terminal ve Rocky’nin kostugu
merdivenlerin de oldugu Google’dan baktikca buyuyen bir listemiz vardi. Arkadaslardan
birinin bu plansizliga dayanamayip; “aslinda hepimiz planli insanlariz, acaba
bir plan mi yapsak” onerisine “hi hi evet, cok guzel olur aslinda” deyip
yurumeye devam ettik.
Independence Hall
icin yaklasik yarim saatlik ucretsiz reheberli turlar yapiliyor. Amerikan
Bagimsizlik Savasi ve Anayasanin yazimi surecinde onemli bir yeri varmis
buranin. Iceride duvarlarda bagimsizlik surecine iliskin cesitli deklarasyonlar
asili. Bunlardan “The Articles of Confederation and Perpetual Union” yazaninda
gecen “The love of Power is so alluring that few have ever been able to resist
its bewitching influence” (hayir tercume etmiyorum efendim) ifadesini oldukca
begendim.
![]() |
| The Articles of Confederation and Perpetual Union |
Sonrasinda da
Liberty Bell’i gorduk ve fotograf cektirdik. Yani acikcasi Liberty Bell hakkinda
birkac defa kirilmis olmasi disinda aklimda birsey kalmadi, hizli bir Wikipedia
okumasi yapmak gerek.
Reading
Terminal’de ise yemek yedik, ki zaten burasi restoran/bufe tarzi dukkanlardan
mutesekkil bir mekan. Kucuk bir de sahaf gordum gerci. Neyse, burada karnimizi
doyurduktan sonra ne yapsak diye dusunduk ve Philadelphia icin bu kadar yeter
deyip New Haven’a dogru yola cikmaya karar verdik. Unutmadan sunu vurgulayayim;
“It is” really “Sunny in Philadelphia”.
Gezi boyunca en duzgun hava Philly’deydi (Amerikalilar Philly diye
kisaltiyorlarmis, biz de bir kez oyle diyelim degil mi ya?).
Efendim sonra
vurduk kendimizi tekrardan yollara, ver elini New Haven (Connecticut). Burada
sunu ekleyeyim; The Lumineers’tan Ho Hey sarkisi gezimizin resmi sarkisi oldu,
yoldayken defalarca bu sarkiya denk geldik radyolarda. Benim icin ayri bir
fevkaladelik daha vardi cunku yola cikmadan onceki gece internette takilirken, gtalk’taki
bir arkadasin ozel iletisi olan “I belong with you”yu gordum ve bu ne ola ki
diye arastirirken bu sarkiya denk gelip dinlemistim. Meger sarki gezinin
sarkisi olacakmis…
Her neyse, aksam
vakti sehre vasil olduk. Ekipten bir arkadasin arkadasi Yale’da yuksek lisans
ogrencisiymis, onunla bulustuk. Kisa bir tur yaptik bir binada. Yale’in
mimarisinden cok etkilendim, Harvard’dan daha havali geldi; tas binalar pek
estetik ve heybetli duruyor. New Haven ise pek kucuk bir sehir fakat New York
City cok yakin ve tren calisiyor iki sehir arasinda.
Yemek ve sohbet
faslina restoranin kapatiyoruz uyarisiyla son verdik. Arkadas Yale’da hukuk
masteri yapiyormus ve savas suclari, ABD’nin uygulamalari, v.s. uzerine derin bir
konusma yapti. Konusma yapti diyorum, cunku biz sadece dinledik, mudahale
edebilecek bir durumumuz yoktu. Sonra bu
arkadas bizi bahar tatilinde okulda kalanlarin duzenledigi bir ev partisine
davet etti. Buradaki parti sevdasi konusundaki bir tespitim; hem eglenmeyi hem
calismayi cok verimli ve azimle yapiyorlar. Neyse, burada ayak ustu biraz
muhabbet edip, bir sure takildiktan sonra musade istedik zira yorgunduk.


No comments:
Post a Comment