Saturday, March 30, 2013

Road Trip Yahut Bildigimiz Yolculuk Iste (2)


Road Trip Yahut Bildigimiz Yolculuk Iste (2)

2. Gun

Sabah Philadelphia’ya trenle gitme imkanlarini arastirdik fakat makul olmadigina kanaat getirip otelden ciktik. Once “boardwalk” dedikleri kisimda bir sure yuruduk. Bu oldukca eski, deniz kiyisinda tahta doseli bir yol. Tabii yine kis oldugu icin boardwalk uzerindeki mini lunapark, bufe, vs gibi buraya hareket getiren seyler kapaliydi. Yuruyus sonrasinda bindik arabamiza ve ver elini Philadelphia. ABD bagimsizliginin onemli merkezlerinden birisi olmasi acisindan gorulmesi gereken bir yer imis burasi.

Gorulmesi gerekenler olarak Inedependence Hall, Liberty Bell, Reading Terminal ve Rocky’nin kostugu merdivenlerin de oldugu Google’dan baktikca buyuyen bir listemiz vardi. Arkadaslardan birinin bu plansizliga dayanamayip; “aslinda hepimiz planli insanlariz, acaba bir plan mi yapsak” onerisine “hi hi evet, cok guzel olur aslinda” deyip yurumeye devam ettik.

Independence Hall icin yaklasik yarim saatlik ucretsiz reheberli turlar yapiliyor. Amerikan Bagimsizlik Savasi ve Anayasanin yazimi surecinde onemli bir yeri varmis buranin. Iceride duvarlarda bagimsizlik surecine iliskin cesitli deklarasyonlar asili. Bunlardan “The Articles of Confederation and Perpetual Union” yazaninda gecen “The love of Power is so alluring that few have ever been able to resist its bewitching influence” (hayir tercume etmiyorum efendim) ifadesini oldukca begendim.

The Articles of Confederation and Perpetual Union

Sonrasinda da Liberty Bell’i gorduk ve fotograf cektirdik. Yani acikcasi Liberty Bell hakkinda birkac defa kirilmis olmasi disinda aklimda birsey kalmadi, hizli bir Wikipedia okumasi yapmak gerek.

Reading Terminal’de ise yemek yedik, ki zaten burasi restoran/bufe tarzi dukkanlardan mutesekkil bir mekan. Kucuk bir de sahaf gordum gerci. Neyse, burada karnimizi doyurduktan sonra ne yapsak diye dusunduk ve Philadelphia icin bu kadar yeter deyip New Haven’a dogru yola cikmaya karar verdik. Unutmadan sunu vurgulayayim; “It is” really “Sunny in Philadelphia”.  Gezi boyunca en duzgun hava Philly’deydi (Amerikalilar Philly diye kisaltiyorlarmis, biz de bir kez oyle diyelim degil mi ya?).

Efendim sonra vurduk kendimizi tekrardan yollara, ver elini New Haven (Connecticut). Burada sunu ekleyeyim; The Lumineers’tan Ho Hey sarkisi gezimizin resmi sarkisi oldu, yoldayken defalarca bu sarkiya denk geldik radyolarda. Benim icin ayri bir fevkaladelik daha vardi cunku yola cikmadan onceki gece internette takilirken, gtalk’taki bir arkadasin ozel iletisi olan “I belong with you”yu gordum ve bu ne ola ki diye arastirirken bu sarkiya denk gelip dinlemistim. Meger sarki gezinin sarkisi olacakmis…
Istikamet New Haven; NY'da bir kopruden geciyoruz

Her neyse, aksam vakti sehre vasil olduk. Ekipten bir arkadasin arkadasi Yale’da yuksek lisans ogrencisiymis, onunla bulustuk. Kisa bir tur yaptik bir binada. Yale’in mimarisinden cok etkilendim, Harvard’dan daha havali geldi; tas binalar pek estetik ve heybetli duruyor. New Haven ise pek kucuk bir sehir fakat New York City cok yakin ve tren calisiyor iki sehir arasinda.

Yemek ve sohbet faslina restoranin kapatiyoruz uyarisiyla son verdik. Arkadas Yale’da hukuk masteri yapiyormus ve savas suclari, ABD’nin uygulamalari, v.s. uzerine derin bir konusma yapti. Konusma yapti diyorum, cunku biz sadece dinledik, mudahale edebilecek bir durumumuz yoktu.  Sonra bu arkadas bizi bahar tatilinde okulda kalanlarin duzenledigi bir ev partisine davet etti. Buradaki parti sevdasi konusundaki bir tespitim; hem eglenmeyi hem calismayi cok verimli ve azimle yapiyorlar. Neyse, burada ayak ustu biraz muhabbet edip, bir sure takildiktan sonra musade istedik zira yorgunduk.

No comments:

Post a Comment